31 Ekim 2010 Pazar

Icinin 'Sikilmæsi'

Once, sekiz kisilik bir yemek davetinde, beni de dinleyin, ben de burdayim diye bagirmak istedim. Herkesin gozunun icine bakip keyifli bir seyler paylasmak istedim. Ama bir sekilde kimse beni duymadi, kendi esprilerine anlattiklarina gulduler gectiler. Ben de 'Bunu anlatmanin ne geregi var... Boyun mu uzadi simdi? Eee, yani?? Kesin su civik muhabbetleri!' diye durmadan soylenmek istedim.

Sonra, evdeydik. Bu sefer de mutfakta alti kisi oturuyorduk. Nefes alamadim. Somurtmak istedim. Aglamak istedim. Zaten bunalmisken, insanlarin esprilerine(!) beni asagilamalarina boyun egdim. Sormak istedim 'Ne dusunuyor o?' diye, onun hakkinda bir seyler ogrenmek istedim.

Onlar gitti. Sonunda yalniz kaldim. Yetti artik, istemiyorum dedim kendi kendime. Belirsizlik istemiyorum hayatimda. Etrafimdaki mutlu insanlarin mutlulugunu kiskanmak istemiyorum. Ozenmek, imrenmek, gipta etmek benim hayatimda yer almasin. Bir tek annem olsun yanimda. 'Merak etme seni biz cok seviyoruz' desin. Yalnizca kardesim dalga gecsin benimle. Baska insanlarin benim hakkinda ne dusundugu kaygisi olmadan evde televizyon izleyeyim.

Ya da yargilamak ve yargilanmak kelimeleri lugatimda hic olmasin. Sanirim boyle daha kolay olacak hayat.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Beni Begeneni Ben Ben Begenmem...

O kadar buyuyorsun, okuyorsun, ekonomik ozgurluk, kadin haklari, esitlik diye didiniyorsun... Sonuc, evimin erkegini bulamadim diye hayiflanmaktan kendini alamiyorsun. Bu kadar sig ve bayagi anlatmak istedim bunu kendi kendime... ki nasil sacma bir durumda oldugumu fark edeyim. Ama yok itiraf edeyim once... Bu aralar yalnizligi biraz fazla takmis olabilirim.

Onume cikan her renkli gozlu ve kumral erkekten hoslaniyorum. Hoslandigim yetmiyor, daha ileriye gidip sacma sapan hayaller, evet hayaller kuruyorum. Kendimden utaniyorum gercekten. En iyisi birisi benden hoslansin. Benim de ondan hoslanmami saglasin. Cok fazla yer kaplamadan hayatima girsin. Bu onemli. Hayatimda kendimden daha fazla yer kaplamamali. En onemlilerinden biri de, onun yanindaki kendimi seveyim, onu sevmekten ziyade. Evet, bu kadar da bencil olayim.

Bu konular ustunde kafa yormak kadar da sacma bir sey yok. Canim ex-roomy'min soyledigi gibi, bunlar sadece evcilik, sen hayatini kurmaya bak!

Zaten bir de su var:
'Beni begeneni ben ben begenmem, benim begendigimse beni begenmez.' - Ismail YK'dan muthis bir tespit

1 Temmuz 2010 Perşembe

Gemide

Not: "Gemide" filmini seyretmeyenler için "spoiler" içerikli olabilir.

"Gemide" sert olmuş. Sert olsun da zaten. Sonu sert olmuş daha doğrusu. Öyle bir sarsıyor ki, nefret, isyan ve acıma duygusuyla hıçkıra hıçkıra böyle ağladığımı hiç hatırlamıyorum.

Böyle olmamalı, insanlar bu kadar alçalmamalı. Vicdanı olmayan insanlar bu hayatın keyfini sürmemeli. Ama bu hayatı yönetenler de onlar, bu hayatın keyfini sürenler de, en boktan şekilde. Bunlar kendi alçaklıklarıyla sizi kendinizden soğuturlar. İnsanın değeri yoktur bunların gözünde. Herkesin kendileri gibi bir insan olduğunu unuturlar, kendilerinin de insan olduğunu unuttukları gibi.

Filme çok tepkiliyim aslında. Özünde kadına karşı olan Türk zihniyetine tepkiliyim. Yönetmen de tepkisini dile getirmiş ama yönetmenin de kadına karşı olan önyargısını anlayabiliyorsunuz. Bekaret, delikanlılık, orospuluk, pezevenklik. Kadının ilk ilişkisinden sonra onu "bozmuş olmak" ne demektir? "Bozduğu için" evlenmek zorunda olmak ne demektir? "Gavur orospu"yu "sikince" delikanlı olmak ne demektir? Sorarım size hayat kadınını onu pazarlayan insanla bir tutmak nasıl bir zihniyettir? Kadın bakire değilse onu orospu saymak nasıl bir zihniyettir?

Anlayamıyorum bu nasıl bir şeydir ki insanlar bunun uğruna bu kadar alçalabiliyor? Nolcak, boşalacaksın! Bu, altı üstü bu! Kadınlara bu garez neden? Neden insanı kadın olmaktan nefret ettirirler?

Ben de şimdi bunları yazıyorum, şu an çok öfkeliyim ama biraz sonra geçecek. Bu hayatları yaşayanlar, aşağılanan köle kadınlar böyle yaşamaya devam edecek. Herkes kendisinin elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüp kendini avutacak ve yoluna devam edecek.

"En doğrusunu yaptık. Nerde kalmıştık..."

26 Haziran 2010 Cumartesi

Yalvardım

Gidiyorum desem gitme demezdin, seni seviyorum bile diyemedin adam gibi. Bir şey olsa, haklı da olsam, başkalarını karşına alamazdın. Hem güya anladın sıkıntılarımı hem de üstüme üstüme geldin. Yalvardım sana, nolur gözümün içime benim sana baktığım gibi bak diye, ama sen her fırsatta gözlerini kapatmayı tercih ettin. Yalvardım, paylaş benimle dedim, ben içimi açtım sana, sen kendi kabuğunda yaşamayı tercih ettin. Bir dakika daha fazla konuşabilmek için can atarken ben, sen uyumayı, derslerini aklından çıkaramadın. Yalvardım, içim acıyo nolur yapma dedim, yaptın, hem de her seferinde daha da beterini...

Şimdi çok geç.

23 Mayıs 2010 Pazar

Kendini İrdelemek

Kendini irdelemek ya da kendini araştırmak, daha güzel ifadesiyle... Söyle bakalım derdin ne? Sen niye sürekli bi dertlisin yahu diye sormazlar mı adama? Derdi de dert olsa. Adam gibi yolunu çizmeye, amaçlarına, ideallerine bakmaz, erkekler ve ilişkiler hakkında durmadan kafa patlatır bizim Kezban. Evcilik oynar, hayatını kuracağına.

Yok kariyermiş, kariyer de yaparım çocuk da imiş, yok güçlü kadınmış... Hıhıh böyle olur güçlü kadın. Mesaj attım, cevap vermedi diye düşünür, telefona bakar durmadan, eski (üstelik aldattığı için ayrıldığı) sevgilisinin internette lüzumlu lüzumsuz ne kadar profili varsa ona bakar, insanları kıskanır, sürekli kendi başkalarıyla kıyaslar. Aferin Kezban aferin!

"Elalemi baştan çıkar, yalnızlığın tadını çıkar"a noldu? Hadi Kezbanlığından eline yüzüne bulaştırdın diyelim, yaşadın gördün işte. Fena mı?

Acı çekmekten zevk mi alıyorsun ne?

Bir şeyi de oluruna bırak...